Netindir

Net-İndir

Güncel Oyun & Program & Resim & Msn Forumu


Allah (c.c) Korkusu

Dini Sohbet icinde Allah (c.c) Korkusu konusu , ALLAH KORKUSU Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki: Ulu Allah (C.C.). kanatlarının biri doğuya, öbürü batıya uzanan ayakları yedinci kat yere inen bir kuş yarattı. Kuşun üzerinde bütün varlıkların sayısı kadar tüy ...

Geri git   Netindir >
..:: Din Bölümü ::..
> İslam Arşivi > Dini Sohbet

Anlık İletiler Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 04-13-2008
Bayan Üye
Allah (c.c) Korkusu



ALLAH KORKUSU

Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
Ulu Allah (C.C.). kanatlarının biri doğuya, öbürü batıya uzanan ayakları yedinci kat yere inen bir kuş yarattı.
Kuşun üzerinde bütün varlıkların sayısı kadar tüy vardır.
Ümmetimden kadın - erkek herhangi bir kimse bana salât-ü selâm getirdiği zaman ulu Allah bu kuşa :

Arşın altında bulunan nurdan bir denize dalmasını emreder.
Kuş denize dalıp çıkarak kanatlarını silkeleyince her tüyünden bir damla akar.
Ulu Allah akan her damladan, üzerime kıyamete kadar selât-ü selâm getiren kul hesabına istiğfar edecek bir melek yaratır.»

Ehl-i Hikmet'ten biri şöyle der:
«Vücudun selâmeti az yemekte, ruhun selâmeti az günah işlemekte ve dînin selâmeti de varlikların en hayırlısına (Peygamber (S.A.V)'imize) selât-ü se­lâm getirmektedir.»
Ulu Allah (C.C.) buyuruyor ki:

«Ey iman edenler! Allah'dan korkunuz ve O'na itaat ediniz ve herkes yarın için (kıyamet gününe ne amel islediğine) baksın (yani sadaka verin ve Allah'ın emrine uygun ameller isleyin ki.
Kıyamet günü sevabını bulasınız) Allah'tan korkunuz, çünkü O, (iyilik olsun, kötülük olsun) yaptığınız her hareketten haberdardır»
(59 - Hasr Suresi 18).
Çünkü Kiyamet günü melekler, gökler, yeryüzü, gece, gündüz - iyilik olsun, kötülük olsun - insanoğlunun işlediği herşeye şahitlik edeceklerdir.
Hatta vücudun azaları bile insanoğluna karşı şahit tutulacaktır.
Yeryüzü, günah işlemekten sakınarak iyiliğe koşan (zahid) ve mü­min kulun lehine şahitlik ederek: «Bu adam üzerimde namaz kıldı, oruç tuttu, hacca gitti, cihad etti» diyecek, günahtan ((sekmarak)) iyiliğe, koşan mümin kul da bu şahitliğe sevinecektir.
Buna karşılık Aynı yeryüzü, kâfir ve günahkârların aleyhinde de şahitlik ederek: «Bu adam üzerimde Allah (C.C)'a şirk koştu, ((zina işledi)), içki içti, haram yedi» diyecektir.
Merhametlilerin en merhemettisi olan ulu Allah (C.C.) kâfir ve günahkârları inceden inceye sorguya çekerse vay hallerine!
Mümin, vücudunun bütün azaları ile Allah (C.C)'tan korkandır.
Nitekim büyük ahlâk ve fıkıh bilgini Ebu Leys es-Semerkandî der ki:
— Allah korkusunun, yedi alâmeti vardır:
— Birinci alâmet dil'de belirir: Allah korkusu taşıyan kul dilini yalandan, dedikodudan, koğuculuktan, iftiradan ve boş konuşmaktan alıkor.
Bunlar yerine onu zikirle, Kur'an okumakla ve ilmî konuşmalarla meşgûl eder.
İkinci alâmet kalpte belirir: Allah korkusu taşıyan kul başkalarına karşı kalbinde düşmanlık, iftira ve kıskançlık barındırmaz.
Çünkü kıskançlık iyilikleri mahveder.
Nitekim Peygamberimiz (S.A.S.) şöyle buyurur:
«— Ateş odunu nasıl yerse (yakarsa) kıskançlık da iyilikleri öyle yer» (yok eder) Bilesin ki.
Kıskançlık, kalb hastalıklarının başlıcalarından biridir ve o hastalıklar da ancak ilimle ve iyi ameller işleyerek tedavi edilebilir.
Üçüncü alâmet göz'de belirir: Allah (C.C) korkusu taşıyan kul.
Haram yiyecee, haram içeceğe, haram giyeceğe... (kısacası) haram olan hiç bir şeye bakmaz.
Dünyaya aç ve muhteris gözlerle değil, ibret almak amacı ile bakar.
Helâl olmayan şeylerden bakışlarını uzak tutar.
Nitekim Peygamber'imiz (S.A.S.) şöyle buyurur:
«— Kim gözünü haramla doldurursa Allah (C.C) da onun gözünü kiyamet günü ateşle doldurur.»
Dördüncü alâmet karın'da belirir: Allah (C.C) korkusu taşıyan kul, karnına haram lokma sokmaz, çünkü haram lokma yemek ağır günahlardan biridir.
Nitekim Peygamber'imiz (S.A.S.) şöyle buyuruyor:
«— insanoğlunun karnına haram bir lokma inince, lokma midesinde kaldığı süreç yerde ve göklerdeki melekler tekrar tekrar üzerine lanet Yağdırırlar O lokmayı hazmederken öldüğü takdirde varacağı yer cehennemdir.»
Beşinci alâmet eller'de belirir: Allah (C.C) korkusu taşıyan kimse, ellerini harama değil, Allah (C.C)'in rızasına uygun şeylere doğru uzatır.
Nitekim sahabîlerden Kâ'b'ul Ahbar'm (R.A.) söyle dediği rivayet edilir:
«—- Ulu Allah (C.C), her bir bölümü yetmiş bin gözlü yetmiş bin bölümü olan yakuttan yapılma bir köşk yaratmıştır.
Kıyamet günü bu köşke ancak önlerine çıkan haram şeylerden Allah (C.C) korkusu ile uzak duranlar girebileceklerdir.»
Altıncı alâmet ayaklarda belirir: Allah korkusu taşıyan kimse, günah işlemeye değil.
Allah'in emrine uygun ve O'nun rızasını kazandıracak işlere doğru yürür, alimlerle ve iyi amel işleyenlerle buluşmak gayesi ile adım atar.
Yedinci alamet Amelde belirir: Allah korkusu taşıyan kimse ibadetini sırf Allah (C.C) rızası için yapar, riyadan ve münafıklıktan kaçınır, böylelikle Allah (C.C)'in haklarında şöyle buyurduğu kimselerden biri olur:
"Rabb´inin katında Ahiret, günahlardan korkanlar içindir"
(43 - Zuhruf Suresi, 35)
Böyleleri için Ulu Allah başka bir ayette şöyle buyurur:
"Günahlardan sakınanlar, hiç şüphesiz, cennetlerde ve pınarlar(´ının başların) dadırlar"
(43 - Zariat Suresi, 15)
Başka bir âyette de şöyle buyruluyor:
"Günahlardan sakınanlar cennet ve nimetler içindedirler"
(52 - Tur Suresi, 17)
Diğer bir âyette de şöyle buyrulur:
"Günahlardan sakınanlar emin bir makamdadırlar."
(44 - Duhan Suresi, 51)
Bu ayetlere bakınca Ulu Allah (C.C)´in neredeyse "bu kimseler, Kiyamet günü cehennemden kurtulurlar" diye buyurduğu görülür.
Müminin korku ile ümit arasında bulunması gerekir.
Buna göre bir yandan ümit kesmeksizin Allah (C.C)´in rahmetini beklerken diğer yandan ibadet hali içinde çirkin hareketlerden vazgeçerek Allah'a tevbe eder.
Nitekim ulu Allah (C.C.) şöyle buyurur:
"Sakın Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin."
HIKAYE
Hz.Davud - Allah (C.C)´in selamı üzerine olsun.
Kürsü üzerine oturmuş Zebur okurken gözleri yerde sürünen kırmızı bir kurda ilişir ve içinden "Acaba Allah´ın bu kurdu yaratmaktan muradı ne ola ki" diye düşünür.
Bunu üzerine Allah´in izni ile dile gelen kurt O'na şöyle der:
"Ey Allah´in Resulü! Her gün, gündüzleri bin kere - Subhanallahi velhamdülillahi ve lailahe illellahu vellahu ekber (Allah´i noksanlıklarının her türlüsünden tenzih ederim, hamd O'na mahsustur.
O'ndan başka ilah yoktur.
Allah en büyüktür) demeyi Allah bana ilham etti.
Geceleri ise yine bin kere - Allahümme salli ala seyyidina Muhammedininnebiyyil (ümmiyi) ve ala alihi ve sahbihi ve sellem (Allah'ım! Okuma yazmasız Peygamberin olan Muhammed'e, O'nun soyundan gelenlere ve O'nun sahabelerine rahmet ve selam ihsan eyle) dememi ilham etti.
Sen zikrederken neler söylüyorsun banada bildir de istifade edeyim."
Bu sözleri işiten Hz.Davud (A.S) kırmızı kurdu küçümsediğine pişman olur, Allah´dan korkarak O'na tövbe eder ve dergahına sığınır.
Hz.Ibrahim (A.S) işlediği bir günahı hatırlayınca baygınlık geçirir ve kalbinin çarpıntısı (neredeyse) bir mil uzaktan duyulurdu, Allah'ın emri ile bir gün kendisine Cebrail (A.S) gelir ve derki:
"Allah sana selam ediyor ve - dostundan korkan bir dost gördünmü - diye soruyor.
Hz.Ibrahim (A.S) Cebrail´e şöyle cevap verir;
"Ey Cebrail kusurum aklıma gelince ve cezasınıda düşündükçe dostluğumu unutuyorum"
İşte Peygamberlerin, velilerin ve salihlerin tutumu budur.
Ötesini var sen düşün...

ALLAH KORKUSU

Büyük ahlak ve fıkıh alimi Ebü´l Leys es-Semerkandi (rahimehullahu) şöyle der:
Allah (C.C)´in yedinci kat semada birtakım melekleri varki, yaratıldıkları andan beri secdededirler.
Böğürleri Allah (C.C) korkusu ile devamlı titrer haldedir.
Kıyamet günü başlarını secdeden kaldırarak:
"Ey noksanlıkların her türlüsünden beri olan Allah´ımız!
Sana layık olduğun derecede ibadet edebilmiş değiliz" diyeceklerdir.
Kur´an-ı Kerim şu ayeti, onların bu hallerine işaret eder:

"Üstlerindeki Rabb´lerinden korkarlar ve emrolunduklarını yaparlar (göz açıp kapayana kadar bile Allah´ın emrini kırmazlar"
Kur´an Kerim. - Nahl Suresi 50

Peygamberimiz (S.A.V) şöyle buyurur:
"Kulun vücudu, Allah korkusu ile ürperdiği zaman, yaprakları dökülen ağac gibi günahlarından sıyrılır."

HİKAYE
Adamın biri bir kadına tutulur.
Günün birinde kadın bir iş için yolculuğa çıkar.
Adam peşine takılır.
Kafilenin mola verdiği bir sırada yol arkadaşlarının uykuya dalmalarını fırsat bilerek kadınla başbaşa kalmayı başaran aşık ona sırrını açar.
Kadın adama: "bak bakalım herkez uyuyormu" der.
Bu sözü, karşı tarafın arzusuna ram olmak üzere olduğu şekilde yorumlayarak sevince kapılan asil derhal yerinden fırlayarak kafilenin etrafında bir tut atar.
Herkezin mışıl mışıl uyuduğunu görür.
Kadının yanına dönerek "evet, herkez uyuyor" der.
Bunun üzerine kadın adama: "acaba Allah hakkında ne dersin, o da mı uyuyor?" diye sorar.
Adam "Allah uyumaz. O´nu hic bir zaman ne uyku ve nede uyuklama hali yakalamaz" diye karşılık verir.
O zaman kadın der ki "insanlar bizi görmüyorsa da şu anda uykuda olmayan ve hiç bir zaman uyumayan Allah bizi görüyor.
Buna göre asil O´ndan korkmalıyız"
Kadının bu sözleri üzerine adam korkarak tuttuğu kötü yoldan vazgeçer de kadının yanından ayrılır, evine döner.
Öldüğü zaman bir tanıdığı onu rüyasında görür, "Allah sana nasıl muamele etti" diye sorar.
Adam: "Allah´dan korkarak o günahı işlemediğim için O beni affetti" diye cevap verir.
HİKAYE
Zamanın birinde İsrailoğullarından biri vardı, adam kendini ibadete vermişti.
Çoluk çocuk sahibi idi.
Günün birinde ailece aç kalırlar.
Tamamen çaresiz kaldığı için yiyecek bir şeyler bulup getirsin diye karısını dışarıya gönderir.
Kadın bir tüccarın evine varır, çoluk çocuğuna yedirecek bir şeyler ister.
Tüccar, kadına "olur fakat önce bana kendini teslim et"diye teklif eder.
Kadın hicbir cevap vermeden çıkar, evine döner.
Yavrularını "anneciğim açlıktan öleceğiz, bize yiyecek bir şey ver" diye feryad eder durumda bulur.
Geri çıkarak tekrar tüccarın yanına varır, yavrularının acıklı durumunu anlatır.
tüccar "istediğim olacakmı olacakmı?" diye sorar.
Kadın "evet" der.
İkisi başbaşa kalınca kadının mafsalları (eklemleri) öylesine titremeye başlarki, azaları çıkacak gibi olur.
Tüccar "ne oluyor sana?" diye sorar.
Kadın "Allah´dan korkuyorum" diye cevap verir.
Aldığı cevap üzerine kendine gelen adam:
"sen su sıkışık durumuna rağmen bu günahdan dolayı Allah´dan korkuyorsun, oysa asıl benim korkmam gerekir" diyerek yapacağı işten vazgeçer.
İstediklerini vererek kadını gönderir.
Kadın kucağındaki yiyecekler ile yavrularına döner.
Çocukların sevinci sonsuzdur.
Bu sırada ulu Allah´dan tüccar hakkında Hz.Musa,ya (A.S) vahiy gelir.
Allah (C.C) :
"falan oğlu filana bütün günahlarını affettiğimi söyle" diye bildirir.
Bunun üzerine Hz.Musa (S.A) tüccarı bulur, ona "mutlaka Allah (C.C) ile aranızda sır kalan bir hayır işlemiş olmalısın" der.
O zaman tüccar kendisine yoksul kadınla arasında geçenleri anlatır.
Hz.Musa (A.S): "işte bu yüzden Allah, geçmiş bütün günahlarını bağışladı" diyerek tüccara müjdeyi verir.
(Mecmu´ul Letaif)
Rivayete göre Peygamberimiz (S.A.V) demişti ki:
"Ulu Allah şöyle buyurur:
Şu iki korku ile iki gün aynı kulumda biraraya getiremem.
Dünyada benden korkanın Ahiretini emin kılarım.
Buna karşılık dünyada iken benim korkumu yüreğinde taşımayanları Kıyamet günü korkuya düşürürüm"

Ulu Allah (C.C) şöyle buyuruyor:

"İnsanlardan değil benden korkunuz"
(Maide suresi, 44)
Diğer bir Ayette şöyle buyurur:

"Eğer mümimseniz, onlardan değil, benden korkunuz"
(Al-i İmran suresi, 175)

Hz.Ömer (R.A) Kur´andan dinlediği zaman yere baygın düşerdi.
Bir gün eline bir saman kırıntısı alarak şöyle dedi:
"keşke ben de bir saman kırıntısı olsaydım, adı anılmaya değer bir şey olmasaydım.
Keşke anam beni doğurmamış olsaydı"
O çok ağlardı, hüngür hüngür yaş dökerdi.
Bu yüzden yanaklarından süzülen yaşların bıraktığı iki siyah iz her zaman yüzünde görülürdü.
Peygamberimiz (S.A.V) buyuruyor ki:
"Sağılan süt memeye dönmedikçe Allah korkusu ile ağlayan kimse cehenneme girmez."
Rivayet edilir ki, Kıyamet günü bir kul Allah çıkılacak ve günahlarının ağır bastığı görülerek cehenneme atılması emredilecektir.
Bu sırada kirpiklerinden bir tel dile gelerek şöyle diyecektir:
"Ey Rabb´im senin Resul´un Muhammed (S.A.V) kim Allah korkusu ile ağlarsa Allah onun yaş döken gözlerini cehenneme haram kılar" diye bildirdi.
Ben senin korkundan ağlamıştım.
Bunun üzerine dünyada Allah korkusu ile ağlayan bir kirpik teli sayesinde adam affedilecektir.
Cebrail (A.S): "falan oglu filan bir tek kirpik sayesinde kurtuldu" diyerek bu durumu ilan edecektir.
(REKAIK UL AHBAR)

Rivayet edilir ki, Kıyamet günü cehennem ortaya çıkınca öylesine kükreyecek ki, bütün ümmetler dehşetinden dizüstü kapaklanacaklardır.
Nitekim yüce Allah (C.C) buyuruyor ki:

"...Ve sen her ümmeti dizüstü çökmüş (ne olacağını endişe ile bekler) görürsün. Her ümmet amel defterini almaya cağırılır"
(Casiye Suresi, 28)
İnsanlar cehenneme yaklaştırıldıklarınde onun öfke ve kükreyişini duyacaklar, bu besyüz yıllık mesafeden duyulacaktır.
O zaman Peygamberler dahil herkez kendi derdine düşerek "ben ne olacağım" diyecektir.
Yanlız Peygamberlerin ulusu olan Hazreti Muhammed (S.A.V) müstesna, O "ümmetim ne olacak, ümmetim ne olacak" diyecektir.
O sırada cehennemden dağlar gibi ateş kütlesi cıkacaktır.
Peygamber´imizin (S.A.V) ümmeti "ey ateş kütlesi! Namaz kılanlar, doğruluktan ayrılmayanlar, Allah´dan korkanlar ve oruç tutanlar hakkı için geri dönermisin" diye yalvararak ateşi geldiği yere göndermeyi çalısacaklar, fakat ateş geri dönmeyecektir.
Bu sırada Cebrail´in (A.S) "ateş kütlesi Muhammed´(S.A.V)in ümmeti üzerine yöneldi" diye seslendiği duyulacaktır.
Bunun üzerine Cebrail (A.S), bir bardak su getirerek Peygamber´imize (S.A.V) uzatacak ve "ey Allah´in Resulü! Bunu al, ateşin üzerine at" diyecektir.
Peygamber´imiz (S.A.V) Cebrail´den (A.S) aldığı bardağı ateşin üzerine boşaltır boşaltmaz ateş sönecektir.
Peygamber´imiz (S.A.V) "bu su nedir?" diye soracak ve Cebrail´den (A.S) şu cevabı alacaktır:
"Bu senin ümmetinin, Allah korkusu ile ağlayan günahlarlarının gözyaşıdır.
Şimdi ateşin üzerine serpip onu Allah´ın izni ile söndüresin diye sana getirme emri aldım" *
(*BIDAYET`ÜL HIDAYE)

Peygamber´imiz (S.A.V) şöyle dua ederdi:
" - Allah´ım! Bana senin korkun ile ağlayan iki göz bağışla"
Gözyaşı dökmek konusunda şu beyit ne kadar düşündürücüdür:
"Ey gözlerim, günahıma ağlar mısınız?
Ömrüm elimden uçup gitti, gittide farkında olmadım.

Peygamber´imiz (S.A.V) şöyle buyurduğu bildiriliyor:
"Hiç bir mümin düşünülülemez ki Allah korkusu ile gözünden sinek başı kadar yaş çıksın ve elmacık kemiğine kadar insinde o kula cehennem ateşi değsin"
HİKAYE
Anlatıldığına göre Muhammed İbni Munzir (rahimehullahialeyh) ağladığı zaman gözyaşları ile yüzünü, sakalını ovar "duyduğuma göre gözyaşı değen yere cehennem ateşi değmez" derdi.
Mümin Allah'in gazabından korkmalı ve kendini nefsin azgın arzularına uymaktan sakındırmalıdır.
Nitekim (Allah (C.C.) şöyle buyuruyor:



"Nefsinin azgın arzularına uyan ve dünya hayatını (Ahirete) tercih edenlerin varacağı yer cehennemdir.
Rabb'inin makamından ve nefsini azgın arzulardan alıkoyanların varacağı yer ise cennettir"
(Naziat Suresi, 37-41)
Allah´ın gazabından kurtularak sevap ve rahmetine nail olmak isteyenler, dünyanın sıkıntılarına sabırla katlanmalı, Allah´ın buyruklarına uymakta ısrar etmeli ve günahlardan sakınmalıdırlar.
Rivayete göre Peygamber´imiz (S.A.V) buyuruyor ki:
"Cennetlikler cennete girdikleri zaman melekler onları türlü türlü hayır ve nimetlerler karşılarlar, onlar için sedirler kurularak döşenir.
Kendilerine çeşit çeşit yemek ve meyvalar ikram edilir.
Bu nimetlere rağmen üzerlerinde bir durgunluk farkedilir, belirli bir bekleyiş havası içinde bulundukları görülür.
O zaman ulu Allah (C.C) "ey kullarım! Burası durgun ve bekleyiş içinde olunacak bir yer olmadığı halde sizdeki bu durgunluk ve bekleme hali nedir?" diye buyurur.
Cennetlikler: "bize yapılmış bir vaad vardı, şimdi zamanı geldi" diye cevap verirler.
Bu cevap üzerine Allah (C.C) meleklere:
"perdeleri yüzlerinden kaldırın" diye emir buyurur.
Melekler: "Ey Rabb´imiz! Bunlar seni nasıl görebilirler, dünyada günah işlemişlerdi" derler.
Meleklerin bu sözlerine karşılık ulu Allah emrine tekrar ederek şöyle buyurur:
"Perdeleri kaldırın, onlar dünyada iken bana kavuşmak arzusu ile zikretmişler, secde etmişler ve gözyaşı dökmüşlerdir"
Perdeler kaldırılır ve bakarlar, ansızın Allah katında secdeye kapanırlar.
O zaman Allah onlara "kaldırın başınızı zira burası amel yeri değil, bağış ve mükafat yeridir" diye buyurur.
Başlarını kaldırınca keyfiyet ölçüleri dışında onlara cemalini gösterir.
Arkasından sevinclerini zirveye çıkarmak üzere onlara şöyle seslenir:
"ey kullarım, selam üzerinize olsun! Ben sizden hoşnudum, sizde benden hoşnud oldunuzmu?"
Cennetlikler şöyle cevap verirler: "ey Rabb´imiz! Nasıl hoşnud olmayalımki, sen bize hiç bir gözün görmediği, hiç bir kulağın işitmediği ve hiç bir insanın hayalinde canlandırmadığı nimetler verdin"
(*ZEHR-UR RiYAZ)
Bu konuda ulu Allah (C.C.) şöyle buyurur:

"Allah onlardan hoşnud oldu, onlar da Allah´dan hoşnud oldu."
(Kur´an-i Kerim - Beyyine Suresi, 8)

"Rahim olan Rabb´den selam vardır (onlara)"
(Kur´an-i Kerim - Yasin Suresi, 58)



Alıntı ile Cevapla

Powered by vBulletin® Version 3.6.12
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.3.0 ©2009, Crawlability, Inc.
Güncel Forum, Güncel Net, Güncel Mekan, Net-indir.com | Bedava program, oyun, msn, resim indirme sitesi, BestForumTR.net, MsnTR.Org, Güncel Forum Sitesi
Gizlilik Bildirimi