Netindir

Net-İndir

Güncel Oyun & Program & Resim & Msn Forumu


Türk Edebiyatı Dönemleri

Genel Kültür icinde Türk Edebiyatı Dönemleri konusu , Dönemin Sanatçıları Tevfik Fikret (1867-1915) Recaizade ve Hamit’in tesiriyle batılı şiire yönelmiştir. Servet-i Fünun’un şiirdeki en önemli temsilcisidir. İlk şiirlerinde ferdî konuları (aşk, acıma, hayal kırıklığı...) işler topluluktan ayrı yazdığı ...

Geri git   Netindir >
..:: Eğitim & Kültür & Güncel Köşe ::..
> Eğitim Köşesi > Genel Kültür

Anlık İletiler Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #6 (permalink)  
Alt 06-14-2008
Özel Üye
Standart

Dönemin Sanatçıları


Tevfik Fikret (1867-1915)
Recaizade ve Hamit’in tesiriyle batılı şiire yönelmiştir.

Servet-i Fünun’un şiirdeki en önemli temsilcisidir.

İlk şiirlerinde ferdî konuları (aşk, acıma, hayal kırıklığı...) işler topluluktan ayrı yazdığı şiirlerde toplumsal konulara yönelir. Bu anlayışla yazdığı şiirlerinde temalar, hürriyet, medeniyet, insanlık, bilim, fen ve tekniktir. Sis, Halûk’un Vedaı, Tarih-i Kadim, Halûk’un Amentüsü adlı şiirlerinde bu konuları işler.

Sanatının bu ikinci döneminde dinlere de cephe alır, kutsal olan her şeye karşı çıkar, hatta İstanbul'a dahi küfreder (Sis).

Fikret, aruzu Türkçeye başarıyla uygulamıştır. Serbest müstezadı geliştirerek serbestçe kullanmıştır.

İlk dönemde dili oldukça ağırdır.

Şiiri düz yazıya yaklaştırmıştır. Ahenge büyük önem verir. Şiirlerinde şekil bakımından parnasizmin etkisi görülür.

“Şermin”, onun çocuklar için ve heceyle yazdığı şiirlerden oluşan bir eseridir.

Eserleri: Rübab-ı Şikeste, Halûk’un Defteri, Rübabın Cevabı, Tarih-i Kadim, Doksanbeşe Doğru



Cenap Şahabettin (1870-1934)
Servet-i Fünun’un Tevfik Fikret’ten sonra en önemli şairidir.

Asıl mesleği doktorluktur. İhtisas için gittiği Fransa’da tıptan çok şiirle ilgilenerek sembolizmi yakından takip etmiş ve bu akımdan etkilenmiştir.

Şiirde kelimeleri müzikal değerlere göre seçerek kullanır.

Dili oldukça ağırdır. Bilinmeyen Arapça ve Farsça kelime ve tamlamalar kullanır. Duygu ve hayal yüklü tamlamalar kurar.

Serbest müstezadı çok kullanmıştır.

Aynı şiirde birden fazla aruz kalıbı kullanmıştır.

Aşk ve tabiat değişmez konularıdır.

Sanatı, sanat, hatta güzellik için yapmıştır.

Bolca semboller kullanmış, tabiatla iç dünyanın kompozisyonunu çizmiştir.

Düz yazıları da vardır:

Hac Yolunda, onun gezi yazısıdır.

Suriye Mektupları ve Avrupa Mektupları da gezi türündedir.

Diğer nesirleri:

Evrak-ı Eyyam, Nesr-i Harp, Nesr-i Sulh, Tiryaki Sözleri (kendi vecizeleri)

Tiyatro eserleri: yalan (dram), Körebe (komedi)



Halit Ziya Uşaklıgil (1867-1945)
Servet-i Fünun’un roman ve hikâyede en ünlü edebiyatçısıdır.

Süslü, sanatlı ve ağır bir dili ve üslûbu vardır.

Batılı anlamdaki ilk romanları yazmıştır.

Realizmden etkilenmiştir.

Romanlarında aydın kişileri anlatır. Mai ve Siyah’taki Ahmet Cemil, Servet-i Fünun sanatçısının temsilcisidir. Kahramanları yaşadıkları çevreye uygun anlatır ve ruh tahlillerine önem verir.

Hikâyelerinde Anadolu hayatına ve köy ve kasaba yaşayışına, romanlarında yalnız İstanbul'a yer verir.

Anı ve mensur şiir türünde eserleri de vardır.

Romanları: Mai ve Siyah, Aşk-ı Memnu, Kırık Hayatlar, bir Ölünün Defteri, Ferdi ve Şürekası, Sefile...

Hikâyeleri: İzmir Hikâyeleri, hikâye-i Sevda, Kadın Pençesi, Onu Beklerken, Aşka Dair...

Hatıraları: Saray ve Ötesi, Kırk Yıl, Bir Acı Hikâye



Mehmet Rauf (1875-1931)
Servet-i Fünun romanının ikinci önemli ismidir.

Roman, hikâye ve tiyatro türünde eserleri vardır.

Romantik duyguları, hayalleri ve aşkları işlemiştir. Sosyal hayata pek yer vermemiştir. Arzu, ihtiras ve aşk maceraları temel konularıdır.

Romanlarında psikolojik tahlillere önem vermiştir.

Dili sadedir.

En önemli eseri Eylül’dür. Roman edebiyatımızdaki ilk psikolojik roman olarak bilinir. Konusu yasak aşktır. Şahıs sayısı azdır. Psikolojik tahliller başarılıdır.

Romanları: Eylül, Ferda-yı Garam, Genç Kız Kalbi, Define, Son Yıldız, Kan Damlası.

Hikâyeleri: Son Emel, Bir Aşkın Tarihi, Üç Hikâye, Hanımlar Arasında, Menekşe.

“Siyah İnciler” ise mensur şiirlerinden oluşur.



Dönemin Bağımsız İsimleri


Hüseyin Rahmi Gürpınar (1864-1944)
Roman ve hikâye türünde eserleri vardır.

Natüralizmin temsilcisidir.

Sade bir dil kullanmıştır.

Tipleri yetiştikleri çevreye göre konuşturur. Psikolojilerinde çok iyi bir şekilde verir. Kişileri toplumun şartlarına göre değerlendirir. Romanlarında aptal, şöhret düşkünü, aşırı ihtiraslı, batıl inançlı gibi uç tipler vardır.

İstanbul'un iç mahallelerinin günlük hayatını hikâye ve karikatürize der. Sokağı edebiyatta işleyen yazar olarak bilinir.

Gözleme ve tasvire önem verir.

Romanlarında sosyal tenkide de yer verir.bu tenkidi mizah yollu yapar.

Şık ve Şıpsevdi adlı romanlarında batı hayranlığını konu edinir.

Romanları teknik olarak zayıftır. Sık sık olayla ilgisi olmayan, gereksiz bilgiler verir. Bazen kendisi de olaylara müdahale eder.

Eserleri: Şık, İffet, Tesadüf, Şıpsevdi, Mürebbiye, Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç, Gulyabani, Cadı, Kesik Baş, Kadınlar Vaizi, Tünelden İlk Çıkış.



Ahmet Rasim (1864-1932)
Ahmet Mithat tarzını devam ettirmiştir.

Pek çok konuda ve türde eserleri vardır.

Bütün hayatını gazeteciliğe adamıştır.

Makale ve fıkra yazmış; çeviriler yapmıştır.

Türkçesi yerli ve temizdir.

Hayatın komik ve ibret verici yanlarıyla ilgilenmiştir.

Roman ve hikâyelerinde İstanbul'a, özellikle Beyoğlu’na ait konular işlemiştir. Romanlarının başlıca konuları, aile sarsıntıları ve ülke meseleleridir.

Günlük hayattan renkli ve fotoğraf zevkiyle kesitler sunmuştur.

130’dan fazla eseri vardır.

Roman ve hikâyeleri: İlk Sevgi, Güzel Eleni, Endişe-i Hayat, İki Günahsız Sevda,

İnceleme, makale, fıkra, hatıra: Gülüp Ağladıklarım, Muharrir Bu Ya, Şair-Muharrir-Edip, Şehir Mektupları

Aynı zamanda 65’e yakın şarkısı olan bir bestekârdır.



3. Fecr-i Âtî Topluluğu (1909-1912)


1901’de, Servet-i Fünun mecmuası etrafında, kendilerine Fecr-i Âtî adını veren yeni bir nesil toplanmıştır.

Servet-i Fünun topluluğu dağıldıktan sonra 1909 yılında Yakup Kadri, Ahmet Haşim, Refik Halit, Fuat Köprülü, Ali Canip, Şehabettin Süleyman, Celâl Sahir, Tahsin Nihat, Emin Bülent gibi isimler bir araya gelerek yeni bir topluluk oluştururlar.

Topluluk, sanat hayatına bir bildiriyle başlar.

Sanatın saygıdeğer ve şahsi olduğu anlayışını benimserler.

Onlar Servet-i Fünun’u batılı edebiyatı tam olarak oluşturamamakla suçlarlar.

Fransız edebiyatını örnek alırlar.

Dilleri süslü, sanatlı, ağdalı ve ağırdır.

Aşk, ve tabiatı konu olarak işlemişlerdir. Aşk genellikle hissi ve romantiktir. Tabiat tasvirleri ise gerçekçi değil, Haşim’de olduğu gibi şahsîdir.

Kısa ömürlü olan bu topluluk, Servet-i Fünunculardan daha sade bir dil kullanmış sembolizm, empresyonizm ve romantizm gibi akımları eserlerine uygulamışlar, Avrupaî edebiyat ile Milli edebiyat arasında bağ oluşturmuşlardır.

Aruzla şiir yazan Fecr-i Âtî şairlerinin en tanınmış ve en orijinali Ahmet Haşim'dir.

Şiire herhangi bir yenilik getirmemişler, Servet-i Fünun’un devamı olmaktan öteye gidememişlerdir.

Sanat anlayışlarında birlik ve bütünlük olmadığı için 1912’de dağılmışlar, ferdî olarak değişik alanlarda eserler vermişlerdir.



Dönemin Sanatçıları


Ahmet Haşim (1884-1933)
Fecr-i Âtî şiirinin en önemli ismidir.

Sanat için sanat yapmıştır.

Sembolizmin en önemli temsilcisidir.

İşlediği başlıca temalar tabiat ve aşktır.

Şiirlerinde hayalle birlikte musikiye önem vermiştir.

Lirik bir şairdir.

Tamamen aruzu kullanmıştır. Dili süslü ve sanatlıdır. En çok serbest müstezadı kullanmıştır.

Ona göre şiir anlaşılmak için yazılmaz, şiirde anlam aranmaz; şair bir hakikat habercisi, şiir dili de bir açıklama vasıtası değildir. Şiir duyulmak için yazılır ve okunur; şair tabiatın kendine hissettirdiklerini sembollerle şiirine yansıtır, okuyan da kendi hayal dünyasına uygun olarak algılar; şiir dili de telkin görevindedir.

Şirin dili musiki ile söz arsında ve sözden ziyade musikiye yakındır. Şiirde musiki anlamdan daha önemlidir.

Haşim’e göre şiirin kaynağı şuuraltıdır. Şiirlerinde dış dünyayı, kişinin iç dünyasında, ruhunda aldığı şekillerle yansıtmaya çalışır. Dış dünyaya ait izlenimleri kendi dünyasında şekillendirerek ve renklendirerek ortaya çıkarır.

Şiirlerindeki tabiatla ilgili kavramlar, akşam, gurup, şafak, gece, mehtap, yıldızlar, göller, ormanlardır.

Şairin şahsında var olan içe dönüklük, şiirlerinde realiteden kaçış olarak ortaya çıkar.

Şiirlerini Piyaleb ve Göl Saatleri adlı eserlerinde toplamıştır.

Nesirleri: Gurabahane-i Laklakan, Bize Göre, Frankfurt Seyahatnamesi.



Refik Halit Karay (1888-1965)
Fecr-i Âtî’den sonra Millî edebiyat hareketine katılmıştır. Eserlerini de bağımsız bir şahsiyet olarak vermiştir.

Edebî hayatı köşe yazarlığı ile başlamıştır. Sonra da sırayla hikâyeciliği ve romancılığı gelir.


Alıntı ile Cevapla
  #7 (permalink)  
Alt 12-10-2008
Usta Üye
Standart Eğitim Köşesi > Genel Kültür > Türk Edebiyatı Dönemleri

Eğitim Köşesi > Genel Kültür > Türk Edebiyatı Dönemleri
Alıntı ile Cevapla
  #8 (permalink)  
Alt 02-20-2009
Deneme Moderator
Standart

Emeğine Sağlık Ozan Abi...


Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Seçenekler
Stil


Türk Edebiyatı Dönemleri

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:25 AM .


Powered by vBulletin® Version 3.6.12
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.3.0 ©2009, Crawlability, Inc.
Güncel Forum, Güncel Net, Güncel Mekan, Net-indir.com | Bedava program, oyun, msn, resim indirme sitesi, BestForumTR.net, MsnTR.Org, Güncel Forum Sitesi
Gizlilik Bildirimi