Netindir

Net-indir

Güncel Oyun Program Resim Msn Forumu

Eyvallah"ın Manasını Gerçek Anlamda Düşündünüz mü???

Genel Kültür icinde Eyvallah"ın Manasını Gerçek Anlamda Düşündünüz mü??? konusu , Eyvallah"ın Manasını Gerçek Anlamda Düşündünüz mü??? Tasavvufî kültürün en latif tabirlerinden biri olan ‘eyvallah’, çoğu kimseler tarafından yerli yersiz, gelişigüzel kullanılmasına rağmen yine de işitildiğinde veya söylenildiğinde ruhlara serinlik ve ...

Geri git   Netindir > .:: Eğitim & Kültür & Güncel Köşe ::.. > Eğitim Köşesi > Genel Kültür

Forum Kuralları Bize Ulaşın İletiler Kayıt ol Yardım Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 06-15-2008
Banned
Standart Eyvallah"ın Manasını Gerçek Anlamda Düşündünüz mü???


Eyvallah"ın Manasını Gerçek Anlamda Düşündünüz mü???

Tasavvufî kültürün en latif tabirlerinden biri olan ‘eyvallah’, çoğu

kimseler tarafından yerli yersiz,

gelişigüzel kullanılmasına rağmen yine

de işitildiğinde veya söylenildiğinde ruhlara serinlik ve rahatlama

bahşeden tılsımlı bir söz.

Mânevî terbiyeyi insanî hayatta nakış nakış

işleyen ve inceleyen tasavvuf,

bu hassasiyeti konuşma üslûbunda da

göstermiştir.

Eyvallah, üç ayrı kelimeden oluşan Arapça bir cümle. ‘Ey’ veya ‘-iy’,
‘evet, tabii’ gibi anlamlara gelir.

Bilhassa vav’la beraber kullanıldığında

dilimizdeki ifadesiyle ‘aynen öyle, tastamam’ gibi manaları içine

almaktadır. ‘Tamam, peki’ manasına pratik Arapça’da halihazırda

‘eyva’ şeklinde söylenişine halkımız aşinadır. Bazen ayvaa olarak

müstehzi bir edayla fevkalade kötü taklitlerini de duyduğumuz bu

kelam esasında Allah lafzı düşünülerek

bizdeki eyvallah’ın Araplardaki

söyleme tarzıdır. “Ve” harfine gelince. Sadece gramer açısından

incelendiğinde en az on iki ayrı işlevi olan bu harfi,

kültürel boyutuyla

ciltlerle kitapla ifade etmek mümkün

Bu tabirde geçen “vav” için çeşitli fikirler öne sürülmüş. Bazıları

cevabı kuvvetlendirmek için,

bazıları da yemin manası için

kullanıldığını öne sürmüşlerse de maiyyet yani

beraberlik bildirmek için

kullanıldığı fikri ağır basmıştır.

İkinci kelime olan “Allah” ki daha çok

lafzatullah şeklinde ifade edilir.

Cenab-ı Hakk’ın yüzlerce ismi olmasına rağmen Allah ismi gibisi

yoktur. Çünkü ‘Zât-ı Ehadiyyet’in kendisini

tesmiye ettiği isimdir. Öyle

bir zat ismi ki, semavî kitapta beyan edilen

bu isim etimolojik olarak

bile incelense, eşi benzeri olamayan

bir kelime olarak kalmayıp, ayrıca

ikiliği ve çoğulluğu kabul etmeyen bir yapıya sahiptir. Sadece içinde

geçen lafzatullah bile eyvallah’ın alelade kullanılmamasına yeter bir
sebeptir. Belki de gündelik Arapçada eyvaa olarak ifade edilmesi

bundan kaynaklanıyordur.

“Eyvallah”ın yukarıda geçen manasıyla beraber tasavvuftaki ıstılâhî
sahasını mülahaza edersek bu gerçek daha bariz bir hal alacaktır.

‘Hakla kabul ettik, haktandır’ manasını ihtiva ettiğinden eyvallah,

sufîyyede hemen hemen her halde zikredilir, bir virddir adeta. “Her

tecelli eden, mademki Cenab-ı

Hakk’ın takdiri ve muradıyladır, o halde

hakla kabul ettik, eyvallah.

Şu anda anlayabildiğime, yahut sonra

idrak edeceğim irfana şimdiden eyvallah.

Güzel-çirkin diye tavsif

ettiğimiz velakin hepsinde gizli ve

aşikar olan hikmete gördüğüm

görmediğim esrar-ı ilahiyeye eyvallah.”

“Eyvallah”ın ruhuna nüfuz edebilirsek

içinde samimi bir tasdik havası

barındığını fark edebiliriz.

Samimi, içten kabulleniş ancak muhabbetle

olur. Zaten din de bu muhabbetin tesiri içindir.

Öteki türlü, inanç

sistemini sadece bir dizi ameller olarak

algılamak ki menzile yani o

rızaya asla ulaştıramaz.

İkilik de burada başlar,

bu muhabbet olmazsa

her muhatap kalınan emrinde o

bir sen olmuş olur ki,

kişi bu durumda

ibadet ederken ikilikten kurtulamaz.

Halbuki muhabbetle teslimiyet

gerçek birliği sağlar.

Eyvallah böyle bir halin nişanesidir. Bu mefhum

ile alakalı Kitap’tan ve sünnetten pek çok örnek vardır.

Mesela Bakara Sûresi’nde anlatılan

Hz. Mûsâ (as)’nın kıssasında; Hz.

Mûsâ (as) kavmine

Hz. ‘Allah’ın bir inek kes’ emri verdiğini

söylediğinde onlar,

“Sen bizimle alay mı ediyorsun” diye karşılık

verirler. Mûsâ (as)’nın işin ciddi olduğunu belirtmesi de ikna

olmalarına yetmez.

“Bu ineği bize anlat, rengi nedir, neye benziyor,

şöyle mi böyle mi?” gibi sorularla işi yapmamak için kırk dereden su
getirirler. Maide Sûresi’ndeki kıssaya göre ise önce Allah’tan doymak
için rızk isterler, kendileri kudret helvası ve bıldırcın eti ile

nimetlendirilmeleri ve bu mucize karşısında

sayısız hamd ü sena edip

Hak Teala’ya şükredecekleri yerde, ‘bu sofrada soğan, sarmısak yok’
diyerek onda bile kusur bulurlar. Anlaşılan ne emirlere karşı ne de

nimetlere karşı eyvallah diyerek

bir teslimiyet göstermezler. Zaten bu

gibi hususlarda çok fazla itiraz etmelerinden dolayı Cenab-ı Hakk’ın

Yahudi şeriatını çok ağır kıldığını söylemişlerdir.

Kur’ân-ı Kerîm’de ve

hadis-i şeriflerde geçen bu ve benzeri

misaller tecellileri eyvallah ile

kabullenemeyişin Mevlâ’sı ile kulu arasındaki muhabbet bağını nasıl
kopma noktasına getirdiğini ibretle göstermektedir.


Dinî kaynaklarda ve kültürümüzde ahlâkî güzellikte numune teşkil

edebilecek âbidevî şahsiyetlerin hep eyvallah’ın o tasdiki ruhuna

ermeleriyle bu derecelere nail olduklarına işaret vardır.

İnsan birçok musibete ‘ben’ belasından,

çekişmekten dolayı uğramaz

mı? Başka bir ifadeyle inayet-i Hak’la,

halkla yaşamayı kendisine şiar

edinerek eyvallah’ı vird edinen

kolay kolay gaflete, hırsa, kavgaya

düşer mi? Adım adım benlikten kurtulmaya basamak olan eyvallah,

hak suretinde bâtılın ayrılmasına vesile olduğu gibi, haktan ve hak

ilminden ayrı düşmeye de lâzım bir virddir. “Kişi böylesi bir hakikat

rehberine erişirse, eyvallah’a iyi tutunmalı der” sofiler. Hz. Mûsâ

(as)’nın Cenâb-ı Hızır ile olan arkadaşlığı

bu mevzuya pek güzel misal

teşkil eder. Bir zata sormuşlar:

“Her şeye eyvallah, peki gafilin

gafletine de mi eyvallah?” Cevaben, “Gaflete eyvallahımız yoktur;

fakat gafil bir kimse gördüğünde, ‘Bu, benim halim de olabilirdi; ama
Cenâb-ı Hak şu an beni muhafaza etti.’ diye tefekkür edersin. Ve

ibretle eyvallah dersin.” demiş. “Peki, yanlış olan şeyi nasıl

düzelteceğiz?” diye sormuşlar. O zat devamla, “Kendi acizliğini

hatırına getirerek karşısındakini ikna etmen

daha kolay olur, sen kendi

egonu aradan çıkarırsın, böylece sözünün tesiri olur.” diye

cevaplamış. Cenâb-ı Pir Mevlânâ

Celaleddin-i Rumi (kds)’nin oğlu

Sultan Veled, şahane bir beytinde bu güzellikleri özetlemiş:


“Bize ne irs-ı peder, ne servet ü ne cah kalmıştır,

Şuûr-ı hikmete karşı bir eyvallah kalmıştır”


(Bizlere babamızdan maddi bir miras,

büyük bir servet ve makam
kalmadı.

Bizlere kalan

(bunlardan çok daha kıymetli,

bizleri evvelkilerinmevkiine erdiren)

Hakk’ın hikmet tecellilerini eyvallahla karşılama hali kalmıştır.)

Alıntı ile Cevapla

Powered by vBulletin® Version 3.6.12
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.3.0 ©2009, Crawlability, Inc.
Güncel Net, Güncel Mekan, Net-indir.com | Bedava program, oyun, msn, resim indirme sitesi, BestForumTR.net, MsnTR.Org, Güncel Forum Sitesi, Metin2, Metin 2 indir, Msn indir, Winamp indir, validator.w3
Gizlilik Bildirimi, indir