Netindir

Net-indir

Güncel Oyun Program Resim Msn Forumu

Roman ÖZetleri..

Güncel Cafe icinde Roman ÖZetleri.. konusu , Kumru ile Kumru- Tahsin Yücel Tahsin Yücel son romanı ‘Yalan’da, toplumumuzda benzerlerine rastladığımız bir kahraman yaratmıştı. Yusuf Aksu, yalan üzerine kurulmuş bir itibarın sahibiydi. Bir arkadaşının dil üzerine bir teorisini, ...

Geri git   Netindir > ..:: Yaşam & İnsan ::.. > Alt Kategoriler > Güncel Cafe

Forum Kuralları Bize Ulaşın İletiler Kayıt ol Yardım Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #51 (permalink)  
Alt 07-23-2007
Usta Üye
Standart

Kumru ile Kumru- Tahsin Yücel

Tahsin Yücel son romanı ‘Yalan’da, toplumumuzda benzerlerine rastladığımız bir kahraman yaratmıştı. Yusuf Aksu, yalan üzerine kurulmuş bir itibarın sahibiydi. Bir arkadaşının dil üzerine bir teorisini, onun ölümüyle birlikte sahiplenmiş, bu sayede az bulunur bir şöhretin ve itibarın sahibi olmuştu. Ama suçlu o muydu burada? Toplum ‘birilerini yüceltme’ hastalığının kaynağı değil miydi? Benzer bir durum Tahsin Yücel’in yeni romanı ‘Kumru ile Kumru’da da var. Tahsin Yücel yeni romanıyla da, ülkemize hiç bakılmamış açılardan bakmaya devam ediyor.
İstanbul’un denize yakın mahallelerinden birinde yaşayan bir kapıcı ailesi: İri yarı Pehlivan, sessiz ve tuhaf Kumru ve çocukları Sultan ile Hakan. Kumru, Pehlivan ile görücü usulü evlendirilmiş, büyük şehre yollanmıştır. Başta ısınamamıştır kocasına. Ama daha sonra onu sevmiş, zaten çocukları da olmuştur...
‘Kumru ile Kumru’ eşyalaşmanın sonunun bulunmadığını çok çarpıcı bir dille anlatıyor. Kumru, köyünden çıkıp şehirde yaşadığı hâlde uzun süre bu eşyalaşmanın farkında olmamıştır. Ama buzdolabı ile başlayan tutsaklık başka eşyalarla sürer. Bir ara kapıcı dairesinin bahçesine çıkan Kumru, kızı Sultan’ı da yanına alarak bahçedeki nar ağacının altına gider ve ‘Seni unuttuk, kusura bakma’ der. Romanın en güzel, en etkileyici sahnelerinden biridir bu. Gerçekte, bugün toplumumuzda yaşanan çözülmenin açıklaması da burada gizlidir; eşyalaşma, kişiliksizleşme, Kumru’ya evini köydeki ailesini yıllarca anımsatmış olan nar ağacının unutulması ile başlamıştır...
Alıntı ile Cevapla
  #52 (permalink)  
Alt 07-23-2007
Usta Üye
Standart

Burma Günleri- George Orwell

“Bu ülkede bulunmamızın, hırsızlıktan başka bir nedeni olduğunu söyleyebilir misiniz? Bu öylesine kolay ki. İngiltere’nin memuru, Burmalı’nın kollarını tutar, tüccar da adamın ceplerini boşaltır. Britanya İmparatorluğu, İngilizlerin, daha doğrusu Yahudi ve İskoç çetelerinin ticaret tekelleri kurmalarını sağlayan bir aracıdan başka bir şey değildir.”

Bu sözler, George Orwell’in Burma’daki İngiliz sömürgeciliğine bakış açısını yansıtıyor. Kendisi de Burma’da görev yapmış olan Orwell, en başarılı yapıtı olarak tanımlanan Burma Günleri’nde, İngilizlerin bu sömürgedeki yaşamını ve yaptıklarını, yerli işbirlikçileri ve fırsatçıları, yerli halka insanca yaklaşarak İmparatorluğun tutumuna karşı çıkanları, aşk, nefret, tutku çemberinde destansı bir anlatımla ele alıyor. Burma Günleri, ilk kez 1934 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde yayınlandı. Kitap ve yazarı hakkında herhangi bir dava açılmayınca, ertesi yıl İngiltere’de de basıldı. Ama sömürgecilik dönemi sona erinceye kadar kitabın Hindistan ve Burma’da satılması yasaklandı ve okuyanlar hakkında yasal işlem yapıldı. Burma Günleri, İngiltere’nin, üzerinde güneş batmayan bir imparatorluk olduğu dönemdeki politik ve sosyal yaklaşımını göz önüne sererken, romandaki karakterlerin işlenmesindeki ayrıntılı ustalıkla da Orwell’in başarısını pekiştirdi.

George Orwell (Yazar)
İngiliz romancısı ve denemecisi George Orwell, 1903 yılında Hindistan’da doğdu. 1922 yılında öğrenimini tamamladıktan sonra Birmanya’ya giderek İmparatorluk Polis Teşkilatı’na girdi. 1928’de teşkilattan istifa etti ve anılarını Burmese Days (1933) adı altında yayınladı. Aynı yıl yazdığı Down and Out in Paris and London adlı kitabında Paris ve Londra’da geçen günlerini anlattı. İspanya İç Savaşı üzerine izlenimlerini, Katalonya’ya Selam (1938) adlı kitabında aktardı. Çağdaşlarını modern dünyanın sorunları üzerinde düşündürmek isteyen ve birçok eleştirmenin ‘İngiltere’nin Bilinci’ olarak nitelendirdiği Orwell’in Swift tarzında yazdığı Hayvanlar Çiftliği (1945) ve 1949 yılında yayınladığı 1984 adlı romanları gelecek ile ilgili düşüncelerini yansıtan bir çeşit vasiyetname niteliği taşır. George Orwell, 1950 yılında Londra’da öldü.
Alıntı ile Cevapla
  #53 (permalink)  
Alt 07-23-2007
Usta Üye
Standart

Sabırsız Yürek- Stefan Zweig
“Acımak
iki yanı keskin bir bıçak gibidir; kullanmayı bilmeyen,
elini ve özellikle kalbini
ondan uzak tutmalıdır.”

‘Sabırsız Yürek’, özellikle düşsel ve tarihsel karakterler üstüne yazdığı yaşamöyküleriyle tanıdığımız Stefan Zweig’ın tek romanı.

Freud’un öğretisine derin bir ilgi duyan Zweig’ın bu psikolojik romanı, acıma duygusunun nelere yol açabileceğini, insanı nasıl çatışmadan çatışmaya sürükleyebileceğini anlatan bir başyapıt.

İki tür acıma duygusundan söz eder yazar: “Birincisi, duygusal ve zayıf olanı, başka birinin yaşadığı felaketlerden kaynaklanan acı ve hüzünden olabildiğince çabuk kurtulmak için çırpınan bir yüreğin sabırsızlığıdır. Diğeri, tek gerçek acıma duygusu ise duygusal olmayan, ama yaratıcı olan, ne istediğini bilen; sabırla, gücü yettiğince, hatta gücünün bile ötesinde katlanmaya ve dayanmaya kararlı olunan acıma duygusudur.”

20. yüzyılın kült kitaplarından biri olan ‘Sabırsız Yürek’, insanca duyguların savaşın dehşeti karşısında allak bullak oluşunun romanıdır.

Stefan Zweig (Yazar)
Stefan Zweig 1881 yılında Viyana’da doğdu. Babası varlıklı bir sanayiciydi. Viyana ve Berlin’de eğitim gördü. Birçok ülkeyi dolaştıktan sonra Birinci Dünya Savaşı sırasında, Zürih’e geldi. Savaş karşıtı kişiliğiyle tanındı.

1919-1934 yılları arasında Salzburg’da yaşadı, 1938’de İngiltere’ye, 1939’da New York’a gitti, birkaç ay sonra da Brezilya’ya yerleşti. Avrupa’nın içine düştüğü duruma dayanamayarak 1942 yılında karısıyla birlikte intihar etti. Çok sayıda denemesi, öyküsü, uzun öyküsü ve romanı yanında, büyük bir ustalıkla kaleme aldığı yaşamöyküleriyle de ünlüdür.
Alıntı ile Cevapla
  #54 (permalink)  
Alt 07-23-2007
Usta Üye
Standart

Susuz Yaz - Necati Cumalı

KİTABIN ÖZETİ

Susuz Yaz, Necati CUMALI'nın, öykülerden oluşan, adını da içindeki bir öyküden alan kitabıdır. Yazar, avukatlık yaptığı yıllarda, hem memleketi olması hem de yaşamının önemli bir kısmını orada geçirmesi nedeniyle, İzmir'in Seferihisar ve Urla ilçelerine bağlı köylere ait deneyim ve izlenimlerini sunar bu kitapta. Yazılanlar her ne kadar kurgu olsa da, öykülerdeki isimler değiştirilmiş olsa da, söz konusu öykülerde yaşananlar gerçeğin ta kendisidir. Susuz Yaz'ı okuyup da Urla ve Seferihisar bölgesine gidenlerin gözünde hemen kitabın satırları canlanırken, bölgeyi iyi bilen biri için de kitabı okuyunca civarın dağları, dereleri ve ormanlarının canlı bir şekilde gözünün önüne geleceği kesindir.

Toplam on bir kısa öyküden oluşan kitapta, Necati Cumalı, gerçekçi köy hikâyelerini toplamıştır. Toprak, su davaları, çekişmeler, kıskançlıklar, öç almalar, kavgalar, cinayetler, zorbalıklar ve köylümüzün, kasabalımızın bu konulardaki tutumu anlatılıyor bu hikâyelerde. Aynı zamanda şair de olan yazarın bu özelliği konuları anlatış tarzına da yansımış görünmektedir. Olayları o kadar şiirsel bir dille anlatıyor ki okuyucu ister istemez kendisini olayın içinde buluyor. Kitaba adını veren Susuz Yaz'ın yanında on öykü daha vardır: Öç, Yenilmeyen, Dağlı ve Muharrem, Bıçak, Kaatil, Gülsüm Kıza Ağıt, Esma ile İsmail, Aktör, Aksinin Biri ve Selim'i Anarım.

Tiyatroya da uyarlanan Susuz Yaz'ın konusu adından da anlaşılacağı üzere "su"dur; Anadolu'da hep var olan, yüzyılımızın son çeyreğinde sınırları da aşıp uluslar arası, savaş çıkartacak kadar önemli bir hale gelen su paylaşımıdır. Mevcut suyun herkese yetmemesi üzerine, tarlasından su çıkan iki kardeş suyu sahiplenir. Çıkan su kavgası kardeşlerden birinin cinayet işlemesiyle sonuçlanır ve diğeri hapse girer. Ceza evine düşen kardeş evlidir ancak gelenek olduğu üzere suçu küçük üstlenir. Bir süre içerdeki kardeşiyle ilgilenen ağabey daha sonra geline göz koyduğu için kardeşinin ölüm haberinin geldiği yalanını bütün köye yayar ve nihayet böylece çaresiz kalan gelinle evlenir. Ancak yıllar sonra ceza evinden beklenmedik şekilde çıkıp gelen küçük kardeş olayları öğrenince kıyamet kopar.

Sinema uyarlamasında aynı adama âşık ana-kız rekabeti olarak gösterilen Öç'te ise köyün işsiz güçsüz haytasından kızını korumaya çalışan ananın durumu ve olaylarla hiç de ilintisi olmayan insanların trajedisi anlatılmaktadır. Ağabeyinden (Şerif Ali) farklı olarak gözü hep işinde olan küçük Mahmut aşk olayının en hak etmeyen kurbanı olarak, kendisini ve erkekliğini ispatlamak zorunda hisseden, bunu daha çok köylülerin ırz, namus doldurmalarıyla yapan, kızın (Hacer) erkek kardeşi tarafından öldürülür. Köylerimizde yaygın olarak görülen tipik bir kız kaçma-kaçırılma ve bunu takip eden namus cinayeti olayıdır.

Yenilmeyen'de her şeyini yenilmez bir güreş devesine yatıran bir köylünün kıskançlıklar sonucu devesinin öldürülmesiyle beraber Batı Anadolu'daki deve güreşi geleneği en ince ayrıntısı ve terminolojine kadar okurlara sunulmaktadır. Anlatımdaki şiirsellik bir devenin ölümünü okur vicdanında bir insanınki kadar acıklı ve hüzünlü hale getirmektedir. Bıçak ise insanımızın silaha düşkünlüğünü işleyen, bir bıçağın köy çocuğunun arkadaşları ve büyükleri nezdindeki imajını nasıl güçlendirdiğini anlatan kısa öykülerden bir başkasıdır.
Dağlı ve Muharrem, Katil ile Gülsüm Kıza Ağıt öykülerinde sırasıyla zorbalık, kabadayılık, eğitimsiz ve kocasına tamamen mahkûm olan kadının dramı ve bütün bunların karşısında sürekli bastırılan, horlanan, aslında pervasızlığa saygısından dolayı başvurmayan insanların çileden çıkıp olanlara dur demesi ve kendini savunma ihtiyacı hissetmesi örnekleriyle anlatılmaktadır. Ezilen insanların haklılığını belgelemek istercesine söz konusu hikayelerde cinayet işleyenler yazar tarafından "katil olmalarına rağmen" o şekilde sunulmaktadır ki okuyucu farkında olmadan sempati duyar onlara.

Aktör ve Aksinin Biri öykülerinde ortak olarak insanlarımızın zayıflıkları, içinde bulundukları maddi güçlükler ve bu güçlükler nedeniyle kolayca yoldan çıkarılmaları, devlet memurlarına rüşvet verilerek ulusun ortak değerlerinin nasıl katledildiği anlatılmaktadır. Hayatta hiç bir amacına ulaşamayan sözde aktör, köylü ve kasabalının saf duygularını ve iyi niyetini sömürerek yaşayıp giderken, bir kereste tüccarı da kolcunun maddi açmazlarını ve içkiye düşkünlüğünü kullanarak ormanları talan etmeye devam eder. Tüccarın yolsuzluğu sanki kırk yıl öncesine ait değil de son birkaç yıldır yaşadığımız her türlü yolsuzluk, sahtekârlık, yüzsüzlük ve vurdumduymazlıkları sergiliyor gibidir. Öyküde yaşananlar günümüze adeta nazire yapıyor, bize çok alışık olduğumuz şeyleri bir daha hatırlatıyor.

Öykülerde görülen genel olumsuz havaya rağmen Selim'i Anarım adlı öyküde yazarın kendisi bile çalışkan Türk köylüsüne âşıktır. Elinde bulundurduğu tarla, bağ ve bahçelerini işleyerek, diğer bazı komşuların gerek kendi tembelliklerini bastırma dürtüsü gerekse kıskançlıkları nedeniyle sürekli saldırmaları ve dalga geçmelerine rağmen, etrafını cennete çevirmiştir köylü Selim. Engel olunmadığı, destek olunduğu hatta hiç değilse gölge edilmediği zaman insanımızın yapamayacağı şey yoktur.

Bu kitapta ele alınan konular ve sorunlar aslında yüz yıllardır Türk toplumunun yaşadığı sorunlardır. Yazar kişilerin çatışma ve didişmeleri yoluyla bizi bu sorunlara götürmekte, çözüme hiç de gerek olmadığını, problemin çözümü de içinde barındırdığını olayların inceleniş ve aktarılışı sırasında gayet açık bir şekilde vermektedir: Çözüm eğitimdir. Bu dava ve olaylar köyümüz ve köylümüz (bugün kentlimiz de buna dahil edilmeli) aydınlığa kavuşturulmadıkça sürüp gidecektir. Hatta bugün "kentli" demekte bir hayli zorlandığımız şehirlilerimizin bir çoğu da ironik bir şekilde aynı kadere mahkum olmuştur. Eskiden cehalet yüzünden sadece kırsal kesimde karşılaşılması muhtemel bazı olaylar kentlere kadar gelip dayanmıştır.

Hemen hemen iki çeyrek asır önce yazılmış ve eleştirilmiş olan konular ne gariptir ki hiç değişmeden bugün de karşımızda durmaktadır. Bu bakımdan Necati Cumalı'nın öyküleri güncelliğini, gerçekliğini ve sıcaklığını yitirmeyen öykülerdir. Tüm zamanlarda okunabilecek bir başucu kitabı olma özelliğini taşımaktadır. Su davası (Susuz Yaz), kız kaçırma (Öç), kabadayılık yoluyla para sızdırma (Dağlı ile Muharrem), boşanan kadının dramı (Gülsüm Kıza Ağıt) ve rüşvet, yolsuzluk, memleket kaynaklarını talan etme (Aksinin Biri) konuları hem köy hem kentlerimizde fazlasıyla yaşadığımız, alıştığımız ve iyice kanıksadığımız konulardır. İnsanımızı daha iyi tanımak için okunması gereken bir kitaptır Susuz Yaz.
Alıntı ile Cevapla
  #55 (permalink)  
Alt 07-23-2007
Usta Üye
Standart

Fatih Harbiye- Peyami Safa

KİTABIN ÖZETİ

Neriman ve Şinasi, İstanbul'da Darülelhan'da iki gençtir. Neriman Fatih semtinde oturan, geleneklerine bağlı bir ailenin kızıdır. Muhafazakar bir genç olan Şinasi ile, yine muhafazakar bir ailenin kızı Neriman birbirlerini severler. Geleneklerine son derece bağlı olan Neriman'ın babası Faiz Bey her bakımdan beğendiği ve kendine yakın gördüğü Şinasi ile Neriman'ın evlenmelerini istemektedir. Ancak Neriman Fatih’teki yaşam tarzından hiç de memnun değildir, O Harbiye'deki hareketli, danslı, alafranga hayata özenmektedir. Bu iki gencin hayat felsefeleri birbirinden oldukça uzak olduğu için sevgileri uzun sürmez. Neriman kendisini tertemiz duygularla seven Şinasi'den gittikçe uzaklaşır ve Beyoğlu'nda tanıştığı ve kendisi gibi alafranga yaşamı benimsemiş olan Macit'e bağlanır. Bu arada Neriman Darülelhan'ı da bırakmıştır. Neriman'a göre hayat Beyoğlu'ndadır. Artık sık sık Beyoğlu'nda arkadaşlarıyla buluşup gece geç vakitlere kadar eğlenmektedir. Fakat Neriman'ın bu davranışları, babası ve eski arkadaşlarıyla arasının bozulmasına neden olmuş ve Neriman babasıyla sık sık tartışır olmuştur. Her şeye rağmen Neriman bunları görmezden gelmekte ve "daha modern" olmak istemektedir. Alafranga hayatın içinde ilerledikçe Neriman, bu yaşam tarzının da çirkin tarafları olduğunu fark eder ve o günlerde dinlediği bir hikâye onu yaptıkları konusunda çok etkiler. Bu hikâye bir Rus kızının hikâyesidir ve hikayede kız tutkularına yenik düşüp sevgilisinden ayrılmaktadır, daha sonra da yaptıklarının yanlış olduğunu fark eden kız pişmanlık içinde sevgilisinden af diler ama sevgilisi onu bağışlamaz. Mutsuz biten bu hikâyenin aslında ona ne kadar da yakın olduğunu fark eder Neriman. Daha sonraki günlerden birinde Neriman'ın da bulunduğu bir sohbette Faiz Bey, Şinasi ve arkadaşları, gençler arasında moda olan Batı taklitçiliğini eleştirirler. Neriman bu konuşmadan da oldukça etkilenir ve sonunun hikâyedeki Rus kızı gibi olmaması için eski yaşamına ve Şinasi'ye geri döner. Artık Neriman ne Beyoğlu'nu, ne Macit'i ne de gösterişli baloları düşünmektedir. Yazar Hakkındaervet-i Fünun dönemi şairlerinden İsmail Safa'nın oğlu olan Peyami Safa, 1899'da İstanbul'da doğdu. İsmail Safa'nın Sivas'ta sürgünde iken ölmesi üzerine iki yaşında yetim kalması, sekiz dokuz yaşlarında kemik veremine yakalanması nedeniyle 17 yaşına kadar ruhsal ve fiziksel acılarla yaşadı. Maddi ve manevi olumsuzluklar nedeniyle Vefa İdadisi'ndeki öğrenimini yarıda bırakan Peyami Safa, bir süre matbaada çalıştıktan sonra Posta-Telgraf Nezareti'ne memur oldu ve Birinci Dünya Savaşının başlamasına kadar (1914) orada çalıştı. Bundan sonra Rehber-i İttihat Mektebi'nde öğretmenliğe başladı. 1918'de öğretmenlikten ayrılarak Yirminci Asır gazetesinde "Asrın Hikâyeleri" başlığı altında yazmaya başladığı öykülerle gazetecilikte karar kıldı. Sırasıyla, Son Telgraf, Tasvir-i Efkar ve Cumhuriyet gazetelerinde yazdı. Server Bedii takma adıyla para kazanmak için popülist birçok roman ve hikâye de yazan Peyami Safa, yazılarını, 27 Mayıs askeri darbesinden sonra Son Havadis gazetesinde sürdürdü ve oğlu Merve'nin askerde ölmesi nedeniyle geçirdiği sarsıntıya dayanamayarak 15 Haziran 1961 tarihinde İstanbul'da öldü.
Alıntı ile Cevapla

Powered by vBulletin® Version 3.6.12
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.3.0 ©2009, Crawlability, Inc.
Güncel Net, Güncel Mekan, Net-indir.com | Bedava program, oyun, msn, resim indirme sitesi, BestForumTR.net, MsnTR.Org, Güncel Forum Sitesi, Metin2, Metin 2 indir, Msn indir, Winamp indir, validator.w3
Gizlilik Bildirimi, indir